Reklamlar
Popüler Yeniler
Reklamlar
Reklamlar

Türkiye'de asıl cehennem dün başladı

5368 izlenme 22 Mayıs 2017

Türkiye'de asıl cehennem dün başladı
Her türlü muhalefetin "düşmanlık" sayılacağı dönemde en küçük nefes hakkı tanınmayacak.

Cumhuriyet Gazetesi'nden Nuray Mert, ‘Devrime hazır olun’ başlıklı yazısında, Türkiye'de artık her kesin iktidar partisiyle bütünleşip, parçası olacağı ve destekçisi olmaktan başka yol bırakılmayacak bir döneme girildiğini yazdı. Mert'e göre bu dönemde artık farklı seslerin başına gelecek en hafif şey kendi ülkesinde sürgün yaşamak. Bunun dışında bir nefes alanının kalmadığı dönem dünkü AKP kongresi itibariyle başladı. 
Nuray Mert/Cumhuriyet
‘Devrime hazır olun’

Artık ‘iktidar yanlısı’ demeyeceğim, yeni devletin yarı resmi gazetelerinden biri diyeceğim; Star gazetesinin dünkü manşeti buydu. Cumhurbaşkanı, Ak Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın bir üniversite açılışında gençlere hitaben yaptığı konuşmadan, daha genel mana çıkarılarak atılmış bir başlık, yani hepimize hitap ediliyor; devrime hazır olmalıyız.
Gerçi hazır olsak ne olur, olmasak ne olur, bir süredir, itirazı olanlara rağmen gerçekten de bir zamane ‘devrimi’ süreci yaşıyoruz.
Nitekim ‘devrim’ süreçleri böyledir, devrimin sahipleri bir ideale sahiptir ve bu ideal düzen, itiraza, eleştiriye, tartışmaya açık değildir, zira adı üzerine öncüleri açısından ‘ideal’ bir düzendir. Sol siyaset, ‘devrim’ tabir ve kavramına hep olumlu anlam yüklediği için, söylediklerim yadırganabilir, ancak tarih bize, ‘ideal’ olan ne olursa olsun, onun hayata geçmesi için kökten değişimi öngören süreçlerin hepsinin maliyetinin en başta, hak ve özgürlükler olduğunu gösteriyor.
Dahası, devrimler ve benzeri köklü dönüşüm süreçleri her zaman bireyleri, azınlıkları, itiraz edenleri en hafifinden yok sayar, onlara tahakkümü hedefler ve nihayet yolu üzerine çıkan herkesi ezer geçer. 
AK Parti’nin iktidara gelmesinin ardından yaşanan dönüşüm süreci, başında ‘sessiz devrim’ tabir edilen ve ‘demokratikleşmeyi’ hedeflediğini iddia eden ılımlı bir değişim süreci idi, sonra değişimin hedefi de, araçları da radikalleşti, dolayısı ile topyekûn ‘devrim’ mahiyeti kazandı.
Seçimle devrim mi yapılır diyebilirsiniz, ama referandum oylaması kökten bir sistem veya rejimin dönüşümünün oylanması idi, şimdi sonuçları resmen hayata geçiyor; bu çerçevede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tekrar partisinin başına geçmesi ilk ve en önemli adım oldu. 2011 seçimlerinden sonra, ‘AK Parti artık devlet partisi oldu’ diye yazmıştım, bu süreç, devlet ve partinin tam manasıyla özdeşleşmesi ile resmileşti.
Kim korkudan ne kılıf uydurmaya çalışırsa çalışsın, bu dönüşüm yeni bir toplum inşası adına otoriter bir siyaset sisteminin hayata geçmesidir. 
Nitekim, AK Parti’nin öncülüğünde öngörülen yeni toplum inşası projesi, ‘YeniTürkiye’ şeklinde takdim edildi. AK Parti artık kendini, sıradan bir siyasal parti olarak değil, yeni bir toplum inşasının çatısı, tarihi bir misyonun taşıyıcısı ve dahi ‘İslam’ın temsilcisi olarak tanımlıyor.
Kimse eğip bükmesin, mesele tarihi misyon, dini dava ve bu çerçevede yeni bir toplumun mühendisliği olunca ‘demokrasi’, yani itiraz hakkı söz konusu olamaz, zaten epeyce bir zamandır olamıyor.
DEVAMI İÇİN RESİME TIKLA