Ana Sayfa
28 Ekim 2017 ( 2034 izlenme )
Reklamlar

Can Ataklının kafasını bozan şeyler

CAN ATAKLI 

KAFAMI BOZAN ŞEYLER
Oy verip vermemem önemli değil, ancak merkezde veya merkez sağda bir oluşumun güçlü biçimde ortaya çıkmasını yıllardır savunuyorum. AKP'nin yarattığı baskıcı, tek adamlı rejimin önüne demokratik yöntemlerle geçilebilmesinin en önemli yollarından biri bu bana göre. Bu nedenle Akşener'in başlattığı hamlenin mutlaka başarılı olması gerektiğine inanıyorum.
Merkezdeki bir partinin çeşitli fikir ve görüşleri çatısı altında buluşturması elbette gerekli. Ancak bu olacak diye de aşırı bir gayretkeşlik içinde olmak, mutlaka her dakika birilerine mesaj göndermeye kalkmak bana göre çok yanlış ve gereksiz.
Akşener partisini kurduktan sonra Anıtkabir'i ziyaret etti. Tam bir çağdaş cumhuriyet kadını portresi çizdi burada. Ardından hemen Hacıbayram Veli'nin türbesine gitti. Orada kafasını siyah bir örtüyle, sanki yüzü açık çarşaf giymiş gibi görünen bir kıyafeti tercih etti.
Neden? Bir türbe ziyareti yapınca ille de böyle kapanmak mı gerekiyor? Akşener neden daha önce benzer ziyaretlerde yaptığı gibi başını örten bir eşarp yerine kara çarşafı andıran ve Şiilerin rengi olarak bilinen siyah bir örtüyü tercih etti? Ayrıca aynı gün hem Anıtkabir hem türbe ziyareti yapmanın ne anlamı var? Türbe ziyareti bir gün sonra olamaz mıydı?
Sanıyorum bazı aklı evvel danışmanlar “biz herkesin partisi olacağız” fikrini fazla abartarak aşırı bir popülizme kaydırıyorlar çiçeği burnunda genel başkanı.
Meral Akşener bana göre şunu bilmeli; Atatürk'ü ziyareti, oradaki kıyafeti ve özel deftere yazdıkları kimseyi rahatsız etmez, ama hemen arkasından gittiği türbe ziyaretindeki görüntüsü destek vermek isteyen milyonlarca kişide hayal kırıklığı yaratır.
ŞAŞIRDIM
MERVE KAVAKÇI HÂLÂ AMERİKAN VATANDAŞI MI?

Birkaç ay oluyor, yeniden Türk vatandaşı olan Merve Kavakçı'nın Malezya'ya büyükelçi olarak gönderileceği açıklandı. Herkes Kavakçı'nın Kuala Lumpur'a gittiğini sanıyordu. Hatta Malezya'da başı polisle derde giren yandaş yazarlardan Mustafa Akyol'u kurtaran kişinin Merve Kavakçı olduğu sanılmıştı. Açıkçası ben de o haberlerden sonra Merve Kavakçı'nın Malezya'ya gittiğini düşünüyordum.
Meğer atama kararı alınmış ama kararname imzalanmamış. Sonunda önceki gün geniş bir büyükelçiler kararnamesi imzalandı AKP Genel başkanı tarafından. Bu kararnamede baktık ki Merve Kavakçı yok. AKP Genel Başkanı demek ki Kavakçı'yı büyükelçi yapmaktan vazgeçmiş. Neden acaba?
Kavakçı'nın büyükelçi olacağını öğrendikten sonra “Amerikan vatandaşlığından” ayrılıp ayrılmadığını merak etmiştim. Bu nedenle Washington'da yaşayan ve konumu gereği Amerikalı yetkililerle de ilişkisi olan bir dostumu arayarak “bir sorabilir misin?” dedim. Amerikalı yetkililer bu bilginin kişilerin özel hayatı ile ilgili olduğu gerekçesiyle bilgi vermemişti. Ancak dostum “Amerikan vatandaşı olmasaydı, değil, derlerdi, özel hayat bahanesini öne sürdüklerine göre Kavakçı hâlâ Amerikan vatandaşı olabilir” demişti. Çifte vatandaşlık mümkün olduğuna göre Merve Kavakçı hem Türk hem Amerikan vatandaşı olabilir. Bu kendi tercihidir ama böyle bir kişinin yabancı ülkede Türkiye'yi temsil etmesi pek hoş olmaz herhalde. Belki AKP Genel Başkanı da bu durumu görüp “bu kadarını da yapmayalım artık” diye düşünerek Kavakçı'yı Malezya'ya göndermemiş olabilir.
BUNU YAZMAK GEREK
KILIÇDAROĞLU BU KADAR KİBAR OLMAK ZORUNDA DEĞİL

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önceki akşam CNN Türk ekranlarında soruları yanıtladı canlı yayında. İzlediğim kadarıyla Kılıçdaroğlu'nun performansı hayli iyiydi. Sorulara etkili ve inandırıcı cevaplar verdi.
Ancak şunu söylemeliyim; Kılıçdaroğlu gerçekten çok kibar. Bu iyi bir özellik tabii de bazen dozu biraz kaçıyor. Bu kadar kibarlık bazen insanın canını sıkıyor.
Hürriyet gazetesinde yazan Abdülkadir Selvi Kılıçdaroğlu'na “Melih Gökçek'i partinizden aday yapar mısınız?” diye sordu. Merakla Kılıçdaroğlu'nun vereceği cevabı bekledim. “Hayır” dedi. İçimden “İnşallah burada keser” diye geçiriyordum ki Kılıçdaroğlu başladı anlatmaya. Soruya uzun uzadıya cevap verdi. Oysa bu soruya cevap verilmez. Bir lider milyonların önünde kendisine bu kadar absürd bir soru soran gazeteciye ille de kibar olmak zorunda olduğunu hissediyorsa “Siz bunu şaka olarak mı soruyorsunuz” der hiç olmazsa. Ama doğrusu şudur; “Beni böyle sorularla meşgul etmeyin, lütfen bir daha soru sormayın” diye tepki gösterir ya da “Siz benimle dalga geçmek için ve iktidara yaranmak için mi davet ettiniz, AKP Genel Başkanına böyle bir soru sormaya cesaret edebilir misiniz?” diyerek kalkıp programı terk eder.
Kılıçdaroğlu bunu bir kere için bile olsa yapmalıdır. Aksi takdirde iktidar mensupları özellikle AKP Genel Başkanı karşısında “önceden verilen sorular dışında” tek kelime bile edemeyen çapsızların önünde hep bu tür hakaretlere maruz kalacaktır.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Nihat Doğan Fatih Portakalı Hedef Aldı Sosyal Medyadan Tepkiler Yağdı AKİT yazarından çok sert AK Parti eleştirisi "Gerçekleri kimse duymak istemiyor" diyen Akit yazarından AK Partiye’ye çok sert çıkış... CUMHURİYETİN İLK YILLARINDAN GÜNÜMÜZE REKLAMLAR Yanlış anlaşılmanın bu kadarı :)